MEDYUM NeHiR HOCA***Dert ve sıkıntıları ve çözümünü bir bilene danısın.**Çünkü yarım doktor candan**yarım hoca DiNDeN eder'' sözü boş yere söylenmemiştir**Problemlerinizi ve cözümünü bir bilene danışın**Biz Sorunlarınızı cözmede yardımcı olmaya talibiz**M€DYUM N€HiR MAiL MeDYuMNeHiR@HoTMaiL.CoM**Büyü - Sihir iptali ve çözümü....Korku..Nazar..Bereket - Kısmet açma..Aile geçimsizliği..Ruhi bunalım (doktorlardan fayda olmayan, nöbet ve depresyon halleri)...Çocuğu olmayan (doktorluk bir problem yoksa) yada yasamayanlara sübyan vb dualar..Iş bulamayanlara iş kısmeti ve hayırlı kapıların açılması için..Hayal gören, kulağına ses gelen, düşüp bayılan, Renklerin dili. Evinizi rengarenk boyamak istiyorsanız seçtiğiniz rengin anlamını da bilmeniz gerekir. İşte sırasıyla başlıca renkler ve anlamları den ve perilerden rahatsızlığı olanlar,, - Bozulan beraberliklerin yeniden düzelmesi ve sevgilerin dostlukların birlikteliğin devamı için ...***EVLİLİK BÜYÜSÜ: kısmeti kapalı olupta bir türlü hayırlı bir eş bulamayan insanların hayırlı bir eş bulmaları için yapılan büyüdür.***SADAKAT İÇİN:herhangi birinin size karşı sadakatı sağlamak için yapılır***RIZK BÜYÜSÜ:her türlü rızkın açılması işlerinin yolunda gitmesi için yapılır. BEREKET İÇİN: tüm mallarının bereketini görmek hayrını görmek için yapılır***MAKAM BÜYÜSÜ:iş bulamayanlara veya herhangi bir işte makam sahibi olmak için yapılır***MÜŞTERİ BEREKETİ İÇİN : bol para kazanmak işlerin açılması için yapılır.***KUMAR ALIŞKANLIKLARINDAN KURTARMAK İÇİN:kumar bağımlısı olanları kumardan kurtarmak için yapılır***İÇKİDEN KURTARMAK: içki gibi kötü alışkanlıkları olanları bu dertten kurtarmak için yapılır.***KÖTÜ ORTAMLARDAN KURTARMAK İÇİN:Kötü arkadaşlardan, kötü çevreden ve kötü insanlardan kurtarmak için yapılır.***UNUTKANLIĞI GİDERMEK İÇİN: unutkan insanların unutkanlıklarını gidermek için yapılır.***SINAV İÇİN BÜYÜ:öğrencilerin sınavlarını kazanmaları için yapılır.*** KOLAY DOĞUM İÇİN :Doğumların kolay ve tehlikesiz olması için yapılır***CİNSELLİK İÇİN BÜYÜ :karşılıklı cinsel isteği güçlendirmek için yapılır*** AŞK BÜYÜSÜ:her türlü ilişkilerde sevdiğinizi size aşık etmek ve bağlamak için yapılır.***ZEKANI KUVVETLENMESİ İÇİN: Zekanın kuvvetlenmesi, artması ve zeka kullanımının çoğalması için yapılır  
Ana Sayfa

Ask Testi

Cinler  Ledün İlmi Remil İlmi Cin cagirma
Gizli Mühür Parapsikoloji Tarot fal acilimi Su ve ates fali  Ebced hesabı chakralarTeavisi Magnified Healing Hasta tedavisi
Tarikatlar Telepati Meleklere sor Sarkac tablosu Yıldızname-i Uzakdan Tedavi Travel Light Agrilar icin
Dünya Dinleri Rüya tabiri Numeroloji Havas ilimleri Burcların sirri Korunma Hastalik sifalari sifali taslar
Reenkarnasyon Duru görü Kahve falı Cifr ilmi Ugurlu taslar Soul Clearing Kansere karsi Büyüler
Telekinezi Hipnoz Nasih İlmi Fizyonik İlmi Kısmet Acma Kahve Falı Su Ates Falı
  CİN NEDİR?  CİN VE ŞEYTAN 
  CİNLERİN ÖMRÜ CİN LERLE DOSTLUK   
  CİN ÇARPMASI NASIL OLUR        

  Cinlerde Evlilik

Cinleri insanlar gibi düşünebiliriz, onların da erkekliği ve dişiliği vardır. Evlenip çoğalabilirler. İslam alimleri, bu konuda delil olarak Rahman Suresi 55. ve 56. ayeti  delil göstermişlerdir,
 

"Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur."
Tams, esasen kanamak demektir. Onun içindir ki hayız kanına tams denir. Bu kelime daha sonra bekâret halinde olan birleşmeye isim olmuştur. Ayrıca mutlak cinsî yaklaşım anlamı ifade ettiği de söylenmiştir. Buna göre âyetin mânâsı şöyle olur: Onları kimse kanatmamıştır. Yahut onlara kimse dokunmamıştır. Hep bekâr kalmışlardır. Buradan cinlerin  cinsel ilişkiye müsait olduğu anlamı ortaya çıkmaktadır.
 

Diğer bir delil ise Kehf suresinin  50. ayetidir, " Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere:
"Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir."
Bu ayetteki "soy" kelimesi de üremeyi  gerektiren bir  husus olduğu için cinlerin evlenmesine delil gösterilmiştir.

                                Cinlerle Evlenme

 

Cinlerle evlenme konusunda İslam alimleri fikir biriliğine varamamışlardır. "Evet, cinlerle insanlar evlenebilinir" diyenler olduğu gibi, "Hayır, mümkün değildir" diyenlerde vardır.

Bu konudaki  düşünceler şöyledir.

Ebu Mansur es- Sealibi,
"Babası insan, annesi cin olan kişilerden doğan kimseye 'el-Has', insan ile cin sihirbazından dünyaya gelene de 'el-Amluk' denir.


Beyhaki'nin senediyle Cabir'in nakliyle,
Medineli  bir kadının cinlerden bir dostu vardı. O, kuş şeklinde gelip, evinin duvarına düştü. Kadın ona,
"İn de laflayalım"  diyince o şu cevabı  verdi:
"Hayır olmaz! Mekke'de bir peygamber gönderildi; bir arada kalmamızı men etti ve bize zinayı yasakladı"

Katde'den nakil,
"Belkis'in annesi veya babasından biri cinlerdendi".

İmam Şibli cinlerle nikahın mümkün olduğunu savunmaktadır. Şibli bu konuda şunları söylemektedir:
"Hz.Peygamber'in, cinlerle evlenmeyi yasaklaması, fukahanın 'cinlerle insanlar arasında nikahlanmak caiz değildir', tabiinden bazı kimselerin bunu hoş karşılamaması, böyle bir şeyin mümkün olduğunu gösterir. Çünkü: "Mümkün olmayan bir şeyin cevazına veya meşru olmadığına hükmedilmez."  demektedir.

İmam Şibli cinlerin cevheri ateştendir nasıl olur sorusuna cevaben  ise,
"Onlar ateş unsurundan yaratılmış olsalar bile, yemek-içmek, evlenip-çoğalmak suretiyle tıpkı asılları toprak olan Ademoğularının ana unsurlarını kaybettikleri gibi, cinler de ana unsurlarını kaybetmişlerdir. Kaldı ki  ateşten yaratılan cinlerin atasıdır. Tıpkı Hz.Adem'den başka, diğer insanlartopraktan yaratılmadıkları gibi, diğer cinlerde ateşten yaratılmamışlardır.

İmam Malik'in,
"Cinlerden bir adam var. Bizden kız istiyor. Helal yoldan evlenmek istediğini söylüyor. Ne dersiniz?" sorusuna cevaben,
"Dince bunda bir sakınca yoktur. Lakin ben şahsen bunu hoş karşılamam. Çünkü kadın cinden hamile kaldığı zaman 'Bu çocuk kimdendir?' diye sorduklarında, 'Cin'den', diye cevap verecektir. Ve bu yüzden müslümanlar arasında fesat alıp yürüyecektir." şeklinde cevap verdiği kaydedilmektedir.

İmam Şibli, cinlerle evlenmenin mümkün ve vaki olduğunu kabul etmekle beraber, buna engellerinde bulunduğunu belirterek insan neslinin insanlarla evlenmekle olacağını belirtiyor. Ancak, "İnsanla, cin arasında bir aşk meydana gelir de, insan evlenmek zorunda kalırsa, o zaman iş değişir. "Zararından kurtulmak için evlenebilinir" diyor ve "Yinede zararından kurtulunmaz "diye ekliyor.

Sealibi, "İnsanlarla cinler arasında evlenmek ve çoluk çocuk sahibi olmak mümkündür"
 


                                                       Cinlerle İnsanlar Arasında Evlilik
 

Bazı kimselerin cinlerle evli  bulunduğuna dair halk arasında rivayetller dolaşmaktadır. Bunların doğruluk dereceleri ile  dini bakımdan kabule müsaid olup olmadığının münakaşa mevzu olduğuna şahid olmaktayız. Bu söylentiler acaba doğru olarak kabul  edilebilir mi?

Her iki tarafın rızasına, icab ve kabul esasına dayalı ve nikah kıyılması suretiyle  cin ile insanlar arasında evlilik ceryan etmez. Bu rivayetler, "rızaya ve nikah akdine" müstenid evlilik olmayıup, tasallut ve tecavüz mahiyetinde bulunmaktadır.

Tecavüzün ve cinsi yakınlığın vaki olduğunun kabulü, aralarındaki evliliğin meşru olduğunu kabule delil olamaz. Sonra bir kadın, fuhuştan peydahladığı veled-i zinayı, "cinle evliyim de onmdan oldu" diye iddia edip suçtan sıyrılmaya kalkışır. İslam hukuku, böyle bir iddiayı makbul  tutup sahibini mazur saymamıştır.


                                                           Cinlerle Evlenmenin Aslı Var mı?

Toplumda, insanlar arasında tereddüte ve yanılmaya sebep diğer bir hususta cinlerle evliliktir. İtikadî olarak ne Kur'an-ı Kerim'de, ne Hadîs-i şeriflerde bize böyle bir evlilik rivayet edilmemektedir. Birçok büyük âlim de bu olayı anlatmışlar fakat hayal ile hakikat birbirine karıştırılmış, birçok hezeyan türünden hâdiseler günümüze kadar ulaşmıştır. Medya da bu şarlatanlığa çanak tutmuş, milletin kafasını daha da karıştırmıştır. TV'lere çıkan şovmenler; "ben şu kadar cin ile evliyim", "cinlerden eşim var" vs. hezeyanlarla sap ile samanı birbirine karıştırmış, insanları şüpheye düşürmüşlerdir.

Evvelâ, insan, hücrelerin ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise, ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı âlemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin, fizyolojik ve biyolojik mânâda biraraya gelip birleşmeleri, izdivaç etmeleri imkânsızdır. Cin, insanlara ancak his, heves, duygu verebilir, insanın şehevî duygularını tahrik edebilir, insan beynindeki şehvet merkezlerini, manyetik akım ile harekete geçirebilir.

Cinlerle insanların evlilikleri konusu, israiliyat ve bâtıl dinlerden, eski inanışlardan, hurafelerden, halüsinasyon gören beyninde rahatsızlığı olanlardan rivayet edilir. Hikâyeler, nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılırken, olay farklı boyutlarda değişmekte ve hurafe hâline gelmektedir.

Beyin ile alâkalı bir hastalık olan şizofreninin birçok çeşidi vardır. Halüsinasyon olayları şizofrenilerde çok görülür. Halüsinasyon şeklinde beyni hasta olan kişiye görünen cin, pekalâ hastanın kendisiyle evli olduğu kanaatini verebilir. O hastaya açık saçık bir insan suretinde görünüp, onun şehvetini arttırabilir ve ona izdivaç hayali gösterebilir. Aynen rüyalarda olduğu gibi kişi cünûp olabilir, boşalabilir. Cin burada manyetik olarak o kişinin beynini uyarmakta, beynindeki şehvet merkezine akım göndermektedir. Beyni hasta kişi bu hayalî olayı, hakikî zanneder ve her tarafa ?ben cinle evliyim? diye ilân yapar. Hayal ile hakikat birbirine karışmış olur.

İnsana musallat olup, böylesine hayaller gösteren cin, kendi âlemindeki çocuklarını o insandan oldu diye telkin ederse, bu kişi de cinlerden çocukları olduğunu savunur. Halbuki maddî âlemde böyle bir şey yoktur, bu sadece bir görüntüden ibarettir. Cinle temas kurduğunu söyleyen kişi, bunun bir görüntü olduğunu idrak edemez. Normal insanların rüyada boşalmaları gibi, kişi burada inzal olur. Böyle bir olayı başkalarına söyledi mi, ya "deli, aklını oynatmış" diye psikiyatri kliniğine gönderilir ya da karşısında bu olayı gerçek zannedenler tarafından inanılır. Modern tıp böyle bir olayı kabul etmez, dolayısıyla cinleri, cinnî olayları hayal ve halüsinasyon olarak değerlendirir. Tarafıma bu şekilde birçok olay intikal etmiş, bu rahatsızlıklar daha sonra izale edilmiştir.

 

Cinler
 
Kur'an-ı Kerim de Cinler
 

                                                                       Cinnin Yaratılışı

Cinleri öz ateşten yarattı.
(Rahman,15)

Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
(Hicr Suresi, 27)

 



 

Kur'an-ı Kerim'de değişik lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir. Bunlardan 22'si cinn, 5'i cânn, 5'i de cinnet olarak geçmektedir;
Cinn :İsra (88), Kehf (50), Zariyat (56), Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29), Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En'am (100,112,128,130)
Cânn : Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)
Cinnet : Hûd (119), Secde (13), Saffat (158) 2kez, Nâs (6)

"De ki: Cinlerden bir topluluğun  dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde güzel bir Kur'an dinledik. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.  Doğrusu bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler,  sanmıştık.  Şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz onun bazı kısımlarında dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen  bir alev  huzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?  Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda olmak  üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.  Şu gerçeği şüphesiz anladık ki, biz  yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden kurtulamayacağız.  Doğrusu biz, o hidayeti  işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse,  artık ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.   İçimizde,  teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan sapanlar da var.  Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır. Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."
(Cinn Suresi 1-15)
"Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere  yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin isledikleri suçları islemeleri için böyle  yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak."
(En'am Suresi 112-113)

" Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin surenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın  dilemesine   bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınız" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.  Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz. "Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dunya hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler."
(En'am Suresi 128-130)

"Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz  yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz."
(Rahman Suresi 33)

" Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da  Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden  sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.  Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit  kazanlardan ne dilerse  yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!  Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen  bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.  "
(Sebe Suresi 12-14)"                     
                                                                                          

Daha Detayli Bilgi İcin Msn Ekleyiniz Lütfen

medyumnehir@hotmail.com    medyumnehircan@windowslive.com

medyumnehir@falbakimmerkezi.net    medyumnehircan@hotmail.com   

Tlf 0539 665 93 62

Medyum Nehir Msn medyumnehircan@windowslive.com medyumnehircan@hotmail.com www.medyumnehir@hotmail.com www.medyumnehir@windowslive.com yada tlf 0539 665 93 62

 

 

         Tüm Hakları Saklıdır. © 2006 - 2007 MeYuM LiM SiRKeTi | Tasarım & Programlama EMReaNBeY

 

Sitemizde Şu Anda :